Meteoritlerin kaynağı bulundu
Meteoritlerin kökeni üzerine yapılan yeni araştırmalar, bu ilginç gök cisimlerinin oluşumunu ve evrimini aydınlatıyor. Keşifler, evrenin sırlarını çözmede önemli bir adım olarak dikkat çekiyor. Detaylar için makalemizi okuyun!

Son zamanlarda gökbilimcilerin yaptığı araştırmalar, 70.000’den fazla meteoritin yalnızca %6’sının kökeninin net bir şekilde belirlenebildiğini ortaya koymuştur. Bu meteoritler, akondritler olarak adlandırılmakta ve Ay, Mars ile Vesta asteroidinin yüzeyinden meydana gelen çarpmalar sonucunda Dünya’ya düşen kalıntılardır. Ancak meteoritlerin geri kalan %94’lük kısmı, çoğunlukla kondritler olarak bilinen ve kökenleri henüz tam olarak aydınlatılamayan örneklerden oluşmaktadır.
Yüzde 70’inin Kaynağı Tespit Edildi
Bir grup gezegen bilimci, ana asteroit ailelerinin spektrumlarını incelemek amacıyla çarpışmalar sonrası bu cisimlerin yörüngelerinin evrimini simüle etti. Bu çalışma, yeterince büyük asteroitlerin sadece yakın zamanda parçalanmasının çok sayıda meteorit üretme potansiyeline sahip olduğunu gösterdi. Ekip, Dünya’ya düşen göktaşlarının %70’inin, Karin, Koronis ve Massalia olarak bilinen üç asteroit ailesinden geldiğini belirledi. Bu küçük göktaşı ailelerinin, muhtemelen 5,8 milyon, 7,5 milyon ve 40 milyon yıl önce gerçekleşen çarpışmalarla oluştuğu düşünülmektedir.
Özellikle Massalia Ailesi
Massalia ailesi, bilinen meteoritlerin %37’sinin kaynağı olarak tespit edilmiştir. Bilim insanlarına göre, bu üç asteroit ailesinin bu denli fazla göktaşının kaynağı olmasının nedeni, yaşam döngüleriyle yakından ilişkilidir. Bu asteroit ailelerinin incelenmesi, Dünya ile meteoritler arasındaki etkileşimin olasılığını anlamamıza yardımcı olacaktır.
Örneğin, daha yakın tarihlerde meydana gelen büyük asteroit çarpışmaları, ek bir tehdit oluşturarak daha fazla çarpışma ve kaos yaratabilir. Bu durum, parçaların asteroit kuşağından kaçmasına ve Dünya ile çarpışma rotasına girmesine yol açabilir.
Yüzde 20’si Hala Tanımlanamamış Durumda
Göktaşlarının yalnızca %7’sinin kökeninin tespit edilmiş olması, %90’ına ulaşılması açısından etkileyici bir sıçramadır; ancak %20’si hâlâ tanımlanamamıştır. Ekip, 50 milyon yıldan daha kısa bir süre önce oluşmuş genç asteroit ailelerine odaklanarak bu alandaki çalışmalarına devam etmeyi planlamaktadır.