Aynı sıcaklıklar neden mevsime göre farklı hissettiriyor?

27.10.2024
A+
A-

Hava sıcaklığı algımızın neden değiştiğini keşfedin. Farklı etkenlerin sıcaklık hissini nasıl etkilediğini, psikolojik faktörleri ve çevresel koşulları inceleyin. Sıcaklıkla ilgili ilginç bilgiler ve bilimsel veriler için tıklayın!

Aynı sıcaklıklar neden mevsime göre farklı hissettiriyor?

Hava Sıcaklığı ve Hislerimiz: Neden Farklı Geliyor?

Sabahları 15°C ya da 18°C gibi sıcaklıkları görmek, bu sıcaklığın nasıl hissettireceğini tahmin etmekte zorlanmamıza neden olabilir. Aslında, aynı sıcaklığın mevsime göre neden farklı algılandığına dair meteorolojik ve biyolojik açıklamalar mevcut.

Meteoroloji uzmanları, günlük hava tahminlerinde genellikle zemin seviyesinden 1,8 metre yükseklikteki hava istasyonlarından ölçümler alır. Ancak bu yükseklikte zemin sıcaklığı hesaba katılmaz. Populer Science Türkçe‘nin aktardığına göre, ABD’nin New Hampshire eyaletinde meteoroloji uzmanı olan Cyrena Arnold, bu durumu şöyle açıklıyor: “Yaz aylarında zemin sıcaklığı genellikle yüksektir. Serinlemeye ve soğuk mevsimlere geçerken, zemin sıcaklığı çevredeki havadan daha yavaş değişir. Eğer zemin sıcaklığının mevsimlerle nasıl değiştiğini gösteren bir grafiğe bakarsanız, daha düşük dalgalanma gösterdiğini ve her zaman mevsimlerin gerisinde kaldığını görebilirsiniz.”

Bu durum, dünyanın bazı bölgelerindeki okyanus sıcaklıklarının Temmuz ayında Eylül ayından daha serin hissettirmesi gibi bir örnekle benzerlik gösterir. Sıvı su ve katı zemin, bir gaz olan hava ile kıyaslandığında daha uzun sürede ısınır. Arnold, “Yani hava, zemin sıcaklıklarından etkilendiği için daha sıcak hissettirir” diyor. “Zemin hala sıcak olduğu için, bu sıcaklık etrafa yayılarak hissedilmeye devam eder.”

Zemin malzemesinin de hissedilen sıcaklık üzerindeki etkisi büyüktür. Beton ve asfalt, çim ya da ağaçlı alanlardan fiziksel olarak daha sıcak olabilir. Bu nedenle, bir sonbahar günü şehirde dolaşırken, elma toplamak gibi doğal bir ortamda geçirdiğiniz zamanlara göre daha sıcak hissetmeniz olasıdır.

Arnold, bu durumu şu şekilde açıklıyor: “Ağaçlar, çimenler ya da doğal zeminler, Güneş’ten gelen ışınımı emerek ısıya dönüştürmede oldukça etkilidir. Çimenler ve ağaçlar, asfaltın sadece ısınmasıyla kıyaslandığında bu enerjiyi çok daha verimli bir şekilde ısıya dönüştürür.”

Eski bir deyiş olan “Sıcak değil, nem çok” ifadesi de burada geçerli. Nem, genellikle yaz mevsimindeki hava durumu tahminlerinde daha belirgin bir faktörken, serin aylarda da önemli bir etken olmaya devam eder. Kuru sıcaklık gibi, fiziksel olarak daha rahatsız edici olabilen nemli soğuk da mevcuttur.

Arnold, “Vücudumuz terlediğinde doğal bir klimaya sahiptir,” diyor ve ekliyor: “Ter bezlerimiz cildimizin yüzeyine buharlaşarak bizi serinleten sıvı salgılar. Böylece fiziksel olarak ısıyı vücudumuzdan çekeriz. Hava çok kuruysa, bu buharlaşma hızlı ve kolay gerçekleşir. Ancak hava nemliyse, terleseniz bile buharlaşma gerçekleşmeyebilir.”

Maddenin üç hali: katı, sıvı ve gaz arasında meydana gelen enerji aktarımı nedeniyle, nemli soğuk genellikle kuru soğuktan daha rahatsız edici gelir. Gazlar sıcaklığı hızlı bir şekilde değiştirirken, sıvılar daha yavaş ve katılar ise en yavaş değişim gösterir. Kuru bir soğukta, vücudumuz hala ısı kaybederken, etrafındaki hava kuru olduğu için daha hızlı ısınır. Bu durum, soğuk havada kıllarımızın kabarmasıyla da ilişkilidir.

Arnold, “Kıllarınız diken diken olur çünkü kolunuzdaki bu küçük kıllar, vücudunuzu daha sıcak tutacak hava katmanını hapseder,” diyor. “Eğer bu hava nemliyse, onu ısıtmak daha fazla enerji gerektirecek ve dolayısıyla sizden daha fazla enerji çekecektir. Bu da üşümenize neden olur.”

Kılcal damarlarımızın bulunduğu yerin de hissiyatımızda bir rolü vardır. Kılcal damarlar, vücudun her yerine oksijen, besin ve kan taşıyan ince damarlar olup, atardamarları toplardamarlara bağlayarak dolaşım sistemini tamamlar. Arnold’a göre, beyinlerimiz sıcak mı soğuk mu olduğumuzu söyleyen bir termostat gibi işlev görürken, kılcal damarlar da ısıtıcı veya klima işlevi görür.

Yaz mevsiminde veya sıcak iklimlerde kılcal damarlarımız cilt yüzeyine daha yakındır, bu sayede daha fazla ısıyı dışarı verebiliriz. Kış mevsiminde ise bu damarlar daha derinlerde yer alır ve etraftaki yalıtım sayesinde daha az ısı kaybı yaşanır.

Hava Sıcaklığı ve Farklı Algılar: Neden Değişiyor?

Bu hislerin kişisel farklılıkları da göz ardı edilemez. Bazı insanlar Ekim ayında 15 dereceyi soğuk bulabilirken, bu onların kılcal damarlarının cilt yüzeyine hala yakın olmasından kaynaklanır. Vücudumuz genellikle düşük sıcaklıklara alıştığında, Şubat ayında 5 derecelik bir gün daha çok tişört giymek için uygun bir hava gibi hissedilebilir.

Sonuç olarak, iki farklı mevsimdeki aynı sıcaklığın neden farklı hissettirdiğine dair meteorolojik ve biyolojik olarak birçok ilginç olay gerçekleşmektedir. Sonbahar ve ilkbaharın inişli çıkışlı sıcaklıklarına hazırlıklı olmak için kat kat giyinmek ve biraz sabırlı olmak gerekiyor.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.